
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Türkiye ekonomisindeki güncel duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karabat, ekonomi yönetiminin yüksek faizi geçici bir ilaç olarak sunduğunu ancak gelinen noktada faizin üretimden çok daha cazip bir kazanç kapısı haline dönüştüğünü belirtti. Mevduat ve çeşitli fonlarda biriken paranın devasa boyutlara ulaştığını belirten Karabat, sistemdeki toplam büyüklüğün 26,7 trilyon lira seviyesinde olduğuna dikkat çekti.

“MİLLİ GELİRİN YÜZDE 10’U FAİZE GİDİYOR”
Yıllık ortalama getirinin vergi sonrası yüzde 35 olduğu varsayımı üzerinden hesaplamalarını paylaşan Karabat, söz konusu varlıklara bir yılda ödenecek faiz tutarının yaklaşık 9,3 trilyon lirayı bulduğunu ifade etti. Bu rakamın birçok bakanlığın bütçesini katlayan devasa bir servet transferi anlamına geldiğinin altını çizen Karabat, yıl sonunda 100 trilyon lira olması beklenen milli gelirin yaklaşık yüzde 10’unun sadece faiz ve fon getirisine aktarıldığını belirtti. Ülkenin kağıt üzerinde büyüdüğünü ancak bu büyümenin önemli bir bölümünün üretimden değil, finansal varlık sahiplerine akan getirilerden beslendiğini ifade etti.
“YENİ PARTİ OLARAK BU DÜZENE DUR DEMEK İÇİN YOLA ÇIKTIK”

YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, sosyal medya hesabı üzerinden Türkiye ekonomisine dair değerlendirmeleri şu şekilde:
“TÜRKİYE FAİZ EKONOMİSİNE TESLİM OLDU, İŞTE ÇARPICI RAKAMLAR”
“1) Türkiye’de ekonomi yönetimi yüksek faizi geçici bir ilaç olarak sundu. Gelinen noktada ise faiz, üretimden daha cazip bir kazanç kapısına dönüştü. Faiz üzerinden yapılan servet transferini gözler önüne serelim.
2) Faiz getirileri mevduat veya fonlar yoluyla elde ediliyor. Vadeli mevduatta 17,5 trilyon TL, para piyasası fonlarında 3,33 trilyon TL, serbest fonlarda 5,88 trilyon TL bulunuyor. Toplam büyüklük yaklaşık 26,7 trilyon TL.
(Serbest fonlarda getiri garantisi olmayan fonlar var ancak çoğunluğu yüksek getiri sağlıyor.)
3) Yıllık ortalama getirinin vergi sonrası yüzde 35 olduğu varsayıldığında bu varlıklara bir yılda ödenecek faiz yaklaşık 9,3 trilyon TL ediyor.
Bu, birçok bakanlığın bütçesini katlayan, başlı başına devasa bir servet transferi anlamına geliyor.
4) Yıl sonunda milli gelirin yaklaşık 100 trilyon TL olması bekleniyor. Yaklaşık 9,3 trilyon TL faiz ve fon getirisi, milli gelirin yüzde 9-10’una denk geliyor.
Ülke büyüyor ama büyümenin önemli bir bölümü üretimden değil, finansal varlık sahiplerine akan getirilerden besleniyor.
5) Bu sistemin en büyük sorunu, çalışmadan kazanmayı ödüllendirmesi.
Fabrika kuran, yatırım yapan, ihracat için risk alan ile parasını faiz araçlarına park eden aynı ekonomik ortamda yaşamıyor.
Ekonomi politikası, üretimi değil faizi daha cazip hale getiriyor.
6) Resmi kurumlar tekil yatırımcı sayılarını ayrıntılı açıklamıyor.
Ancak elimizdeki veriler yaklaşık olarak şunu gösteriyor:
Yaklaşık 3 milyon vadeli mevduat sahibi, 1,7 milyon para piyasası fonu yatırımcısı ve 626 bin serbest fon yatırımcısı var.
Bu grupların önemli kısmı aynı kişilerden oluşuyor.
7) Türkiye’nin nüfusu 86 milyon. Faiz ve benzeri finansal getiriden doğrudan yararlanan kitlenin toplam nüfus içindeki payı büyük olasılıkla %5 civarında.
Buna rağmen uygulanan para politikalarının maliyeti enflasyon, yüksek kredi faizi ve düşük yatırım iştahı üzerinden toplumun tamamına yayılıyor.
8) Tartışmalar genellikle bireysel mevduat sahipleri üzerinden yürütülüyor.
Oysa perde arkasında 220 bin kurumsal yatırımcı, 4,12 trilyon TL fon portföyünü yönetiyor.
Kurumsal yatırımcılar çeşitli vergi avantajlarından ve profesyonel finansal yapılardan yararlanarak bu sistemin en büyük kazananları arasında yer alıyor.
9) Yüksek faiz sadece tasarrufu ödüllendirmiyor.
Sermayeyi üretimden uzaklaştırıyor.
Yeni fabrika kurmak, makine almak, istihdam yaratmak yerine parayı faiz araçlarında değerlendirmek daha düşük riskli ve çoğu zaman daha kârlı hale geliyor.
Bu tablo sürdürülebilir büyüme üretmez.
10) Ekonomi yönetimi sık sık yatırım, üretim ve istihdam hedeflerinden söz ediyor.
Ancak uygulanan politika, topluma “Üretme, faiz al” mesajı veriyor
Bu nedenle özel sektör yatırımlarındaki zayıflık tesadüf değil.
11) Evet, yaklaşık veriler üzerinden durumu aktardık. Ama görünen tablo net.
Türkiye’de oluşan dev faiz havuzu, serveti finansal varlığı olan kesime aktarıyor. Bu kaynak üretime, teknolojiye ve istihdama yönelmedikçe gelir dağılımı daha da bozulacak, servet serveti büyütecek, çalışarak zenginleşmek ise her geçen gün daha zor hale gelecektir.
12) Her zaman şunu söylüyoruz… Türkiye fakir bir ülke değil, ancak kaynakları yağmalanan bir ülke…
Yeni Parti olarak bu düzene dur demek, servet transferine son vermek ve adil gelir dağılımı sağlamak üzere yola çıktık.
Hazırız, geliyoruz…”
